YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR?

Yoksulluk nafakası, yoksulluğa düşecek eş için verilen ve boşanma davası kesinleştikten sonra işlemeye başlayacak olan nafakadır. Bilindiği gibi boşanma davası devam ederken işleyen nafakaya tedbir nafakası denir. Yoksulluk nafakasını eşlerden biri isteyebilir. Boşanma davası devam ederken istenebilir. Bir başka ihtimal de ilk kez yoksulluk nafakası istemek kaydıyla boşanma davası kesinleştikten 1 yıl sonraya kadar istenebilir.

Yoksulluk nafakasının koşulları şunlardır :

1)  Yoksulluk nafakası isteyen ağır kusurlu olmamalıdır

Boşanma davasında mahkeme, nafaka isteyen eşi kusursuz veya az kusurlu veya eşit kusurlu bulmalıdır. Buna karşılık mahkeme nafaka isteyen eşi ağır kusurlu bulmamalıdır. Mahkeme, her olaya özgü olayları ve davranışları değerlendirecek ve tarafların kusurlarını tespit edecektir. Buna göre kusuru daha çok (ağır) olan eş, yoksulluk nafakası isteyemeyecektir. Ağır kusurlu olmayan eş ise yoksulluk nafakası talep edebilecektir.

Örneğin Ayşe, eşine ağır hakaretlerde bulunmuş,  Ahmet’e kötü davranmış, evlilik birliğinden doğan görevlerini yerine getirmemiş, evini terk etmiş, Ahmet’i  eve almamış onu dövmüş, eşine güven sarsıcı davranış içinde bulunmuş, Ahmet’i eş cinsellikle suçlamış, başkası ile gayrı resmi olarak ilişkiye girmiştir. Ahmet ise Ayşe’ye hakaret etmiştir. Mahkeme ise tarafların bu kusurlarını tespit etmiştir. Bu durumda Ayşe, Ahmet’e nazaran ağır kusurlu olduğundan Ayşe’nin yoksulluk nafakası isteme hakkı yoktur. Eğer Ayşe eşit veya az kusurlu olsaydı veya hiç kusuru bulunmasaydı yoksulluk nafakası isteyebilirdi.

Burada önemle belirtelim ki kendisinden nafaka istenen eşin kusurlu olup olmaması önemli değildir. Yoksulluk nafakasının koşulları oluşursa kusursuz da olsa nafakaya karar verilir.

Ayrıca nafaka isteyen eş, fiilen başka bir kişi ile evliymiş gibi yaşıyor ise bu eş yoksulluk nafakası isteyemez.

2)  Yoksulluk nafakası isteyen yoksulluğa düşecek olmalıdır

Boşanma davası kesinleştiğinde bir başka ifade ile boşanma gerçekleştiğinde yoksulluğa düşecek olan eş yoksulluk nafakası isteyebilir. Gıda, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi harcamalarını karşılayamayan kişilere yoksul denebilir. Buna göre bu ihtiyaçlarını hiçbir şekilde karşılayamayan veya kısmen karşılayabilen kişiler yoksul olarak değerlendirilir.   Herhangi bir geliri bulunmayan veya yetersiz olan kişiler, ev hanımları, işten çıkarılmış olanlar yoksulluğa düşecek kişiler buna örnek verilebilir.

3)  Nafaka isteyen eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmalıdır.

Yoksulluk boşanma sebebiyle oluşmalıdır. Şayet yoksulluk nafakası isteyen eş, yeterli bir maaş alıyorken sırf nafaka için işinden ayrılmış ise bu durumda yoksulluk nafakasına karar verilmez. Ayrıca yoksulluk nafakası isteyen eşin, içki, kumar, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkları dolayısıyla yoksulluğa düşmüşse bu durumda da bu eşin yoksulluk nafakası talebi reddedilmelidir.

 4)  Yoksulluk nafakası istenmelidir

Hakim, nafaka isteyenin talep ettiği nafaka miktarının daha fazlasına karar veremez. Daha azına karar verebilir. Hakim istenmediği takdirde yoksulluk nafakasına karar veremez. Yoksulluk nafakası boşanma davası kesinleşene kadar ayrı bir dava açmaya gerek kalmadan istenebilir. Ancak boşanma kararı kesinleştikten sonra ayrı bir dava açarak yoksulluk nafakası istenebilir. Bunun süresi boşanmanın kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldır. Eğer yoksulluk nafakası anlaşmalı boşanma davasında istenmemişse bundan sonra yeni bir dava ile de istenemez.

5)  Yoksulluk nafakası, boşanma kararının kesinleşme tarihinden itibaren verilir

Yoksulluk nafakasının başlangıcı, boşanma kararının kesinleşme tarihidir. Yoksulluk nafakasına kural olarak zaman sınırlaması olmaksızın karar verilir.

Soru sormak ister misiniz?

Etiketler: , , , ,
Av. Ozan Kayahan
Av. Ozan Kayahan

Avukat Ozan Kayahan 1973'de İzmir’de doğmuştur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Askerlik görevini 2001 yılında kısa dönem olarak tamamladı. 2001–2005 yılları arasında farklı hukuk bürolarında avukat olarak çalıştı. 2004 yılında İstanbul'a yerleşti. 2005 yılında Kayahan Hukuk Bürosunu kurdu. 2005 yılından bu yana Kayahan Hukuk Bürosunda kurucu avukat olarak meslek yaşamını sürdürmektedir. Kaleme aldığı ve ülkemizde yaşanan hukuksal sıkıntıları konu alan pek çok makalesi değişik yayın organlarında yayımlanmıştır. Av. Ozan Kayahan, hukuki savunmalarında yasaların tam anlamıyla ve tavizsiz uygulanması prensibini benimsemiştir. Bilhassa yasa uygulayıcılarının, uygulanması gereken yasayı orantısız bir takdir hakkı ile uygulamasına karşı her zaman etkili ve dik duruş göstermektedir.