TERK SEBEBİYLE BOŞANMA

Terk sebebiyle boşanmada 4 şartın gerçekleşmesi gerekmektedir:

1) Eşlerden biri ortak hayattan ayrılmalıdır.

Şayet eşlerden biri diğerini terk etmişse ortak hayat ayrılmış demektir. Ortak hayatın ayrılması ise eşlerin aynı yatağı, aynı sofrayı ve aynı evi paylaşmaması demektir.

Bir eş, diğerini evden ayrılmaya zorlamış veya diğer eşin dönmesini engellemiş ise zorlayan ve engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Bu durumda evden ayrılmaya zorlanan veya eve dönmesi engellenen eş de terk sebebine dayanarak boşanma davası açabilir.

2) Ortak hayatı bitirme amacı olmalı

Terk eden eş, ortak hayattan ayrılırken ortak yaşamı bitirme amacında olmalıdır. Ortak hayatı bitirme amacı olmayan ayrılmalara dayanılarak boşanma davası açılamaz. Örneğin eşlerden biri askere gitmişse, cezaevinde ise, iş gezisine çıkmışsa bu hallerde terk sebebine dayalı boşanma davası açılamaz.

3) Ortak hayatın ayrılması aşağıda sayılan hukuka uygunluk hallerinden olmamalı

Ortak yaşama son vermenin boşanma sebebi olabilmesi için  hukuka uygun olmaması gerekmektedir. Hukukumuzda bazı hallerde ortak hayatın ayrılması hukuka uygun kabul edilmiştir. En önemlilerinden bazıları şunlardır:

Aile Mahkemesi, eşlerin ayrı yaşamalarına karar vermiş ise

-Eşlerin ayrı yaşamak konusunda ortak karar almış olmaları

-Ayrı bir boşanma davası veya ayrılık davası bulunması

-Eşlerden birinin diğerini savcılığa şikayet etmesi sonucu savcılık soruşturmasının veya mahkeme kovuşturmasının halen devam ediyor olması.

-Eşlerden birinin halk arasında “koruma kararı” olarak bilinen Ailenin Korunmasına Dair Kanuna göre tedbir kararı almış olması

Bu hukuka uygunluk halleri varsa tarafların ayrı yaşamaları da hukuka uygun olacak ve buna dayanarak terk sebebiyle boşanma davası açılamayacaktır. Dolayısı ile bu hukuka uygunluk hallerinden biri yoksa ortak hayatın ayrılması dolayısıyla terk sebebiyle boşanma davası açılabilecektir.

4) Terk edilen eş Aile Mahkemesine başvurarak terk eden eşin eve dönmesi için davet ihtarı gönderilmesini istemeli

Mahkeme tarafından davet ihtarı gönderilmesi için ortak hayatın ayrıldığı (terk) tarihinden itibaren en az 4 aylık süre geçmeli ve ondan sonra terk edilen eş davet ihtarı için mahkemeye müracaat etmelidir. 4 aylık süre geçmeden yapılacak müracaatlar kanun gereği reddedilecektir.

Terk edilen eş, Aile Mahkemesine, terk eden eşe davet ihtar gönderilmesi amacıyla başvurduktan sonra eğer mahkeme bu başvuruyu kabul ederse terk eden eşe bir davet ihtarı gönderir. Bu ihtarda Mahkeme, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği konusunda onu açık adresi belirtilen eve davet eder ve eğer eve dönmezse terk edilen eş tarafından terk sebebiyle boşanma davası açılabileceğini ve diğer ihtara uymama sonuçlarını belirtir. Ayrıca mahkeme terk eden eşin eve geri dönebilmesi için gereken yol giderinin de terk edilen eş tarafından konutta ödemeli olarak gönderilmesine karar verir.

Toparlayacak olursak ortak hayatın ayrılığı (terk) tarihinden üzerinden 4 ay geçtikten sonra terk edilen eş Aile Mahkemesine davet ihtarı gönderilmesi için müracaat etmesi gerekmektedir. Mahkeme davet ihtarını terk eden eşe gönderecek ve kendisine dönmesi için 2 aylık süre verecektir. Terk eden eş, ihtarı tebliğ aldığı tarihten itibaren bu 2 aylık süre başlayacaktır. Bu iki aylık sürede terk eden eş dönmez ise terk edilen eş, terk sebebiyle boşanma davası açabilecektir.

Terk edilen eş, davet ihtarı için mahkemeye müracaat etmeden en az 4 ay önce evini tam anlamıyla terk eden eşe hazır etmesi gerekmektedir.  Yargıtaya göre davet edilen ev döşenmiş, birlikte seçilmiş, banyosu mutfağı tuvaleti başka evlerle ortak kullanılmayan, terk edilen eşin anne yada babasıyla oturmadığı bağımsız bir ev olmalıdır.

Av. Ozan Kayahan

Etiketler: , , , , , , ,
Av. Ozan Kayahan
Av. Ozan Kayahan

Avukat Ozan Kayahan 1973'de İzmir’de doğmuştur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Askerlik görevini 2001 yılında kısa dönem olarak tamamladı. 2001–2005 yılları arasında farklı hukuk bürolarında avukat olarak çalıştı. 2004 yılında İstanbul'a yerleşti. 2005 yılında Kayahan Hukuk Bürosunu kurdu. 2005 yılından bu yana Kayahan Hukuk Bürosunda kurucu avukat olarak meslek yaşamını sürdürmektedir. Kaleme aldığı ve ülkemizde yaşanan hukuksal sıkıntıları konu alan pek çok makalesi değişik yayın organlarında yayımlanmıştır. Av. Ozan Kayahan, hukuki savunmalarında yasaların tam anlamıyla ve tavizsiz uygulanması prensibini benimsemiştir. Bilhassa yasa uygulayıcılarının, uygulanması gereken yasayı orantısız bir takdir hakkı ile uygulamasına karşı her zaman etkili ve dik duruş göstermektedir.