BOŞANMA DAVALARI HANGİ DURUMLARDA GERÇEKLEŞMEZ?

Boşanma davasını açmanın iki yolu bulunmaktadır. İlki çiftlerin anlaşarak başvurdukları anlaşmalı boşanma davasıdır. Diğeri de eşlerden birinin tek taraflı açtığı çekişmeli boşanma davasıdır. Boşanma davaları Medeni Kanunu’ndaki 161. Ve 164. Maddelerinde yer alan nedenler gösterilerek açılabilir. Sebep gösterilen nedenlerin birkaçının gerçekleşmesi durumunda hakim boşanmaya karar verir.

Zina, Evlilik Birliğinin Sarsılması, Terk, Akıl Hastalığı, Suç İşleme ve Onur Kırıcı Davranışlar boşanma nedenleri sayılırken bazı durumlarda boşanma kararı reddedilebilmektedir. Boşanma davası her zaman boşanma istemleri kesin karara bağlanarak sonuçlanmaz. Bazı durumlarda boşanma davaları gerçekleşmeyebilir. Hastalık durumlarında örneğin; kanser ya da ms hatalıklıkları boşanma nedeni olarak sayılmamaktadır. Boşanma davalarında neden gösterilirken taraflarda kusur aranır. Hastalık kusur olarak görülmediği için boşanma nedeni olarak da sayılmaz.

Boşanma davalarında boşanma nedeni olarak ileri sürülen durumlar ispatlanamıyorsa  ve yeterli görülmezse hakim davayı reddeder. Boşanma davaları reddedildiğinde hukuki süreç başlar ve davacının temyiz hakkı doğar. 15 gün içerisinde davasını temyiz edebilmektedir. Eğer red kararı Yargıtay tarafından onanırsa artık kesinleşmiştir ve kesinleşen karardan sonra bir işlem yapılamaz.

Soru sormak ister misiniz?

Etiketler: , , ,
Av. Ozan Kayahan
Av. Ozan Kayahan

Avukat Ozan Kayahan 1973'de İzmir’de doğmuştur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Askerlik görevini 2001 yılında kısa dönem olarak tamamladı. 2001–2005 yılları arasında farklı hukuk bürolarında avukat olarak çalıştı. 2004 yılında İstanbul'a yerleşti. 2005 yılında Kayahan Hukuk Bürosunu kurdu. 2005 yılından bu yana Kayahan Hukuk Bürosunda kurucu avukat olarak meslek yaşamını sürdürmektedir. Kaleme aldığı ve ülkemizde yaşanan hukuksal sıkıntıları konu alan pek çok makalesi değişik yayın organlarında yayımlanmıştır. Av. Ozan Kayahan, hukuki savunmalarında yasaların tam anlamıyla ve tavizsiz uygulanması prensibini benimsemiştir. Bilhassa yasa uygulayıcılarının, uygulanması gereken yasayı orantısız bir takdir hakkı ile uygulamasına karşı her zaman etkili ve dik duruş göstermektedir.