ALDATILAN KADININ HAKLARI NELERDİR?

Aldatma daha önceki dönemlerde ceza kanununda ‘zina suçu’ olarak tanımlanmış ancak yapılan yasal değişiklikler ile ceza kanunundan çıkarılmıştır. Bunun anlamı zina yapan kişinin hapis ya da para cezası almayacak olmasıdır. Zina, her ne kadar ceza hükümlerine göre suç olmaktan çıksa da, Medeni Kanunda boşanma sebebi sayılmaya devam etmiştir. Türk hukuk sisteminde eşlerin birbirini aldatmasından bahsedebilmek için ise somut delillere ihtiyaç vardır. Aldatılan kadının haklarını en iyi şekilde alabilmesi için bu durumu hukuka uygun olarak elde edilecek delillerle ispat etmelidir.

Bu makalemizde; aldatılan kadının hakları nelerdir, hukuki olarak bilinmesi gereken yasal konular hakkında bilgi vereceğiz. İlk olarak aldatılma durumunda mahkemeye sunulabilecek delilleri iyi bilmekte fayda vardır. Bu deliller arasında; eşin bir başkasını hamile bırakması, bir başkasıyla yaşanan cinsel ilişkiden kaynaklı olarak bir cinsel hastalığa yakalanılması, cep telefonu yazışmaları, internet ortamında yapılan yazışmalar, karşı cinsle otelde aynı odada kaldığını gösteren kayıtlar, fotoğraf ve video kayıtları gibi veriler sayılabilir. Unutmamak gerekir ki bu bahsettiğimiz konuların delil olarak mahkemeye sunulabilmesi için mutlak suretle hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş olması gerekmektedir.

Aldatılan kadının hakları arasında ilk sırada tazminat hakkı olduğunu belirtmek gerekir. Aldatılmak eşleri derinden sarsan, sonuçları yıpratıcı olan ve aynı zamanda manevi zarara uğratan bir durum olduğundan yüksek miktarda manevi tazminat almanızı gerektirir.

Mesela zina sebebiyle açılacak olan bir boşanma davasında eşinin kendisini aldattığını ispat etmesi, diğer eşten talep ettiği manevi tazminat konusunda mahkemenin vereceği kararda daha etkili olacaktır. Aldatmadan kaynaklı olarak yaşanan üzüntü, keder, küçük düşme hali gibi durumlar boşanma davasında verilecek manevi tazminat miktarını da etki eder.

Aldatılan kadının hakları kadar bilinmesi gereken bir konu daha vardır ki o da; aldatılmadan kaynaklanan boşanma davasının ne zaman açılması gerektiğidir. Eşin, aldatıldığını öğrendiği tarihten başlayarak 6 ay içinde boşanma davası açması gerekmektedir. Ayrıca aldatma eyleminin üzerinden 5 yıllık bir sürenin geçmesi durumunda da dava açma hakkınız kaybolur. Yani zaman aşımına uğrar. Bunun yanı sıra eşinizi affettiğinizi söylemiş veya aldatılmanıza rağmen eşinizi affettiğiniz izlenimi vererek evliliğinizi sürdürmüş olmanız durumunda bile dava açma hakkınız bulunmaz.

Aldatılan kadının hakları; sadakat yükümlülüğünün de ihlal edilmesi anlamı taşıdığından boşanma davası açıldığında maddi ve manevi tazminat talep hakkı bulunmaktadır. Boşanma davasında kocanın; ziynet eşyaları, mücevher, altın gibi maddi değer taşıyan eşyalar üzerinden hanımına borcu varsa bunların yine koca tarafından tazmini yani karşılanması talep edilir. Kadına kalan bir miras var ise bu da kadının şahsi malı sayılarak mal paylaşımına girmemektedir. Bu örneğe göre, erkeğin burada kadının malı üzerinde bir hakkı bulunmamaktadır.

Kanuna göre, eşler evlendikleri günden itibaren birbirlerine karşı sadakat içinde olmak zorundadır. Aldatılan kadının hakları arasında yer alan bir diğer unsur ise eşinin kendini aldattığı üçüncü kişiye (diğer kadına) manevi tazminat davası açmasıdır. Ancak bu davada manevi tazminat alabilmek için üçüncü kişinin, birlikte olduğu kişinin evli olduğunu bilmesi gerektiğidir. Aldatılan eş, bu durumu öğrendiği andan itibaren bir yıl içinde dava açmalıdır. Eğer dava açılmaz ve üzerinden bir yıl geçerse bu hakkı kaybolur, zaman aşımına uğrar.

Soru sormak ister misiniz?

Etiketler: , , ,
Av. Ozan Kayahan
Av. Ozan Kayahan

Avukat Ozan Kayahan 1973'de İzmir’de doğmuştur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Askerlik görevini 2001 yılında kısa dönem olarak tamamladı. 2001–2005 yılları arasında farklı hukuk bürolarında avukat olarak çalıştı. 2004 yılında İstanbul'a yerleşti. 2005 yılında Kayahan Hukuk Bürosunu kurdu. 2005 yılından bu yana Kayahan Hukuk Bürosunda kurucu avukat olarak meslek yaşamını sürdürmektedir. Kaleme aldığı ve ülkemizde yaşanan hukuksal sıkıntıları konu alan pek çok makalesi değişik yayın organlarında yayımlanmıştır. Av. Ozan Kayahan, hukuki savunmalarında yasaların tam anlamıyla ve tavizsiz uygulanması prensibini benimsemiştir. Bilhassa yasa uygulayıcılarının, uygulanması gereken yasayı orantısız bir takdir hakkı ile uygulamasına karşı her zaman etkili ve dik duruş göstermektedir.

0 yorum

Cevapla

Tartışmaya katılmak mı istiyorsunuz?
Katkıda bulunmak için çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir